Muasir Medeniyet Çaginin bin yildan fazla ilerisinde olan, tek filozoftur Aristoteles. Kral II. Phillippos ona “Oglum (Büyük) Iskender’in senin zamaninda dogmasina izin verdikleri için tanrilara sükürler olsun” diye yazar. Sokrates’in can alici “Neyim ben?” sorusuna can alici cevabi bulur: Animale rationale mortale - Mantikli düsünen ölümlü hayvan. Sonra Aristoteles geldi Tarihin en çok kiskanilan filozofuna geldi sira. Hem de en çok begenilen.Bakin biri ne diyor;Aristoteles’in bir sayfasinda bütün Cicero’dakinden daha çok felsefi düsünce vardir. Dante onun için color che sanna’nin sultani diyor.

Bilenlerin, özellikle de ögretenlerin sultani. Aristoteles ögrenir ve ögretir, tartisir ve kendini elestirir. O zaman ne olur? Bilgi ürer. Platon’un bilgi üremez ne varsa o ögretilir üstelik de kötü ögretilir okulundan Aristoteles’in bilgi üretilir okuluna geçis yapiyoruz.Aristoteles varsa Aristoteles ögretilir. Yüzyillar sürer onun egemenligi okullarda. Descartes’e kadar. Çünkü Descartes’e kadar ögrenenlere verilebilecek baska hiçbir sey yoktur.Krallarin hekimi ünlü Nikhamakos oglu Aristoteles birakin Makedonya’yi, dünyanin yetistirdigi, çaginda çaginin bin yildan fazla ilerisinde olan tek filozofudur. I.Ö. 384 yilinda dogan filozofumuz siyasal, dini ve bilimsel özgürlügüne I.S. 1210 yilinda Kilise tarafindan yasak getirilmistir. Her zaman oldugu gibi yasak onun daha da yaygin ögretilmesine neden olacaktir elbet.Öyle bir hocadir ki Aristoteles, Büyük Iskender’in babasi Kral II. Phillippos ona yazdigi mektupta ogluna ders vermesi için davet ederken söyle der:

Oglum Iskender’in senin zamaninda dogmasina izin verdikleri için tanrilara sükürler olsun.

Peri Patos adini takmistir halk Aristo ve talebelerine. Yürüyerek ders yaparlarmis, ondan. Okulun esas adi Lykeion - Lise’dir. Diogenes Laertios (Bizim Sinoplu degil bu) onun için her gün sakal trasi olur, düzgün giyinir, az kekeme, zeytinyagi ile yikanip sonra da bu zeytinyaglarini satar gibilerinden dedikodular yapmis.Bu adama ellesmek öbürlerine benzemiyor. Hataya düsme olasiligi çok yüksek. Onun için sindire sindire devam etmek istiyorum.Önce geneline bakalim.Aristoteles’in derdi ‘dogru bilgi’, ‘bilimsel bilgi’. Onun bilgi kurami da hocasi Platon’unki gibi relativist bilgi görüsleri ile hesaplasma üzerine ama Platon ile yöntem farkliligi var.

Platon mythos’lardan hareket ederken Aristoteles ayagini saglam basacagi yer arar. Platon idealarini aksiomatik olarak yani gökten vahiy yolu ile inmis gibi kabul eder ve tartismaz, ancak Aristoteles bilim üzerine insa etmek istemektedir felsefesini. Platon ne kadar ruh kavramina odaklanirsa Aristoteles de o kadar doga kavramina odaklanir. Beden ve ruh bir bütündür, ruh bedenden yoksun oldu mu, insan insan olamaz artik. Yalnizca ruha indirgenen insan güdük ve eksiktir diye düsünür Aristoteles.Halbuki Platon için beden ruhun hapishanesidir.Platon kendi içine dönük filozoftur. Orada gördügü hakikatlerden yola çikar. Onun için de iyilik ve kötülük, erdem, adalet, cesaret ve benzeri içsel olgular ile ugrasip durur. Aristoteles canlidir. Dikkati dogal seyler üzerine çevrilmistir. Aristotelesci en çok seylerin varligindan ve çesitliliginden emindir ve bu ona bir sevinç verir.Sokrates’in can alici “Neyim ben?” sorusuna Aristoteles can alici cevabi bulur: Animale rationale mortale - Mantikli düsünen ölümlü hayvan

Nihil est intellectu quod non prius fuerit in sensu Akilda hiçbir sey yoktur ki daha önce duyularda olmasin.

Aristoteles için duyularin alani insan bilgisinin alanidir. Duyum yoksa bilim de yoktur. Ona göre insanin bilim yapmasini saglayan onu hayvanlardan ayiran soyut düsünebilme yetenegidir.Bu ayni zamanda Aristoteles’e tanri düsüncesinin kapsamini da olusturan yaklasimdir. Hiçbir kutsal varlik insan düsüncesine dogrudan dogruya giremez ve bu insan ruhu için de geçerlidir. Bir baskasinin düsüncesine ancak akil yürütme ile ulasabilirsiniz. Dolayisi ile Allahin varligini da ancak akil yürütme ile kanitlayabilirsiniz. Yani nedensellersiniz. Nasil mi? Varliklarin varolusunun nedenini sorgulayinca varedicinin amacinda bulabilirsiniz bu nedeni.Aristoteles’te devinim çok önemlidir. Hersey hareket eder ama hiçbir sey kendi kendine hareket etmez. Mutlaka bir devindirici gerekir. Buradan hareketle de sonunda bir yüce devindiriciye yani tanriya ulasirsiniz. Son olarak da varliklarin olumsal (yani olmasi kadar olmamasi da mümkün olan) özelliklerinden yola çikar ve olumsal varliklar dizisinin sonsuza kadar uzanamayacagi ve bir yerde önünün zorunlu bir varliga baglanarak kesilmesi gerekliligine varilir.Aristotelesci düsünceye, ama dogru düsünceye derin bir saygi duyar.Iste burasi dinlerin ona düsman olmasina yeter de artar bile. Dogru olsa dahi kitaba uymayan düsünceye saygi duyulmaz dinlerde, meger ki o düsünce ispatlaninca kitaba bir kilif uydurulup aslinda kitap da bu düsüncededir iddiasi ortaya konmasin. Halbuki Aristoteles ne masumdur. Düsünce Tanri’nin özüdür. Baska hiçbir yerde düsünülmeye deger bir nesne bulamadigi için kendi kendine düsünen düsünce.Dikkat ediyor musunuz bilmem, arada bir Aristoteles arada bir de Aristotelesciler diyorum.Uzun soluklu felsefe onunki. Egemen olmus dünyaya bin yildan fazla. Düsünce ve akil. Aklin islemesi yani. Buna bir de o akli isletecek lazim. Dedik ya; devinim tek basina olmaz mutlaka devindiren de gerekir. O zaman isleyen akil ile islenen akil var olmali. Bilgi de isleyen akildan islenen akila dogru akmali.

Zaten ögrenci olmak, bilimlerin ve metafizigin hakikatini ögrenmek oldukça zor istir. Bir de bu hakikatleri kesfetmeyi düsünün. Bu insan yapisindan beklenemeyecek kadar zor bir is. O halde dersin bize disaridan gelmesi gerekir. Iste bu Aristoteles’in kocaman bir yanlisi. Aristoteles’in hiç kastetmemesine ragmen Farabi, Ibn-i Sina, Ibn-i Rüsd bu disaridan gelecek dersi dogru ‘Kutsal Kitaba’ yükleyiverirler.Dedik ya; dogru bilgi çok önemli Aristoteles için. Dogru bilgi de akil yürütme ile elde edilebiliyor. Peki yöntem nasil olacak? Bilimsel olacak. Yani parçalari bütün ile açiklayip kanitlayacaksiniz. Bilim tümele (Universalis) ise tekilden (Singularis) kalkarak yükselir.

Tümel zaten ortada açik olarak durmaktadir, yani yasalar ve ilkelerdir evrensel olan. Bilimin amaci bütünü olusturan parçalari kavramak ve açiklamak olmalidir.Bilginin yapisi ise kavramlar ve önermelerden ibarettir. Burada kavramlar nesnenin bir ya da daha fazla sözcük ile bilnçte yansimasi, önerme ise birden fazla terim ile olusan ve dogru ya da yanlis bir bilgiyi dile getiren cümlelerdir. Peki bilgi üretme nasil olacaktir?Bir önermeden bir baska önerme çikararak.Iste nihayet Aristoteles’i Aristoteles yapacak olguya vardik. Onun taptigi seyden yola çikarak. Dogru bilgi edinme çabasindan yola çikarak.Yapilacak is ne o zaman? Bilincin bilgi üretme yöntemlerinden biri olan tümdengelim (deductio) ile akil yürütmenin biçimlerinden birini inceleyecegiz. Yani kiyas (tasim - syllogisma) olgusunu çalistiracagiz. Haftaya: “Buyrun Aristo Mantigina”