Arastirmaci, fotografçi Dagci Arkadasim. Cemal
Arkadasim. Cemal GÜLAS’ın
Artvin Maçahel’de, bir akşam üzeri
rastladığı yaşlı bir kadının şehirdeki çocuklarına göndermek üzere yazdırdığı
bir mektup, gezginin hayata bakışında yepyeni bir sayfa açmış.
Mektubun bir kopyasını tarlasını kazması karşılığı istemiş. Bir hafta
boyunca kadının tarlasını kazmış. İş bittiğinde ellerinin acısı bir ay
sürmüş.
Ancak, bu ona yıllar sonra bile hayatında yaptığı tek hayırlı işin o tarlayı
kazmak olduğu gibi gelirmiş. Mektup daha sonra kadının çocuklarından başka
bir milyondan fazla insana ulaştı, ulaşmaya devam ediyor.
Taşıdığı anlam ve evrensel nasihati sayesinde bir banka Almanya’daki
işçilerimize gönderilmek üzere mektubu takvim yaptırdı.
Mektup şöyle idi:
Canımın direği,
Bakma bu günkü dağların ak karına, gün gelip güneş daha sıcak doğacak ve
eriyecek buzlar. Delecek toprağı otlar, sürgün verecek yine kuru görünen
ağaç dalları. Uyanan toprağın yüzünü tırmalayacak umut kazmaları. Yurt
dediğin nedir oğul ? Doğduğun yer mi? doyduğun yer mi? Bir yere yurt
diyebilmen için önce doğmalı sonra doymalısın elbette.
İstekleri bitmeyene iki cihanda da huzur yoktur. Böyle bilirim. Asıl olan
çok çalışıp, az istemektir bu topraklarda. Her sene bir çift mısırdır
hasatta umudum, odur bağlayan beni hayata ve buraya. Önce ekerim
tohumları
kara toprağa, sonra beklerim ki dönüşsünler ak koçanlara.
Böyle geçti yüzyılım bu topraklarda. Ne kötüden iz gördüm, ne de
namertten
söz duydum; şükrettim ama beklemedim ki Tanrı göndersin. Bildim ki eğer
vermezsem bu sarı tohumu kara toprağa ne umudum kalacak, ne de toprakla
bir
bağ aramda.
“Dağın arkası dağ olur” derler. Doğrudur. Lakin bakarsan, beklemeyi bilirsen
dağın arkası bağ da olur. Onun için ne sabrımı ne umudumu yitirdim yalan
dünyada.
Ana rahmi gibidir dünya insana, ana rahminde göbek bağıdır hayat
bağımız,
dünyada ise umutlarımız. Umudunu yitiren, hayat bağını da yitirir oğul. Ben
bunu bilir, bunu söylerim.
Kalın sağlıcakla…
31 Oca 2005 ss




Hoşgeldiniz! Bu blog hakkında bilgiler