SS ile Gezi

SORF YAPALIM MI??

SORF MERAKLILARINA
Sakin bir koyunda aralıksız esen rüzgarı, dalgasız denizi ve sığ sahili, dünya sörfçülerini Alaçatı’

45 yıldır Ilıca’daki yazlığına gelen İzmirli Ayşe Kara, değişimden rahatsız olanlardan; ‘’Dışarıdan gelenler Alaçatı’yı kendi ortamlarına çevirdiler. Dokunun onlar sayesinde korunabilmesi harika… Ancak ben bir köye, şık şık giyinip, antrekot a la bilmem ne yemeye gitmek istemiyorum. Sokakların gözlemeci dolması da şart değil ama buranın yerlisiyle diyalog kurabileceğim mekanlar da olsun isterdim. Alaçatı’nın şık ve pahalı bir köy olması normal mi?’’

Bugün bir SİT alanı olan Alaçatı’nın özgün mimarisini korumak, bir eğlence değil dinlence merkezi olarak kalmasını sağlamak, ses ve görüntü kirliliğine engel olmak ve burayı bir turizm kasabası çizgisinde yaşatırken bir taraftan da halkının geçimini sağlamasına ve gelişimine katkıda bulunmak için 2001’de kurulan Alaçatı Koruma Derneği’nin yaptığı anketin sonuçları ilginç. Ankete katılanların birçoğunun buraya gelmesinin ilk nedeni sörf. Alaçatı’ya birkaç kez gelenler buranın ciddi bir bozulma tehdidi altında olduğuna inanıyor ve hayal kırıklığına uğradıklarını söylüyorlar. Çoğunluk ses kirliliği ve pahalılıktan şikayetçi. Yerli turistler yemekleri kaliteli bulurken fiyatları ‘’İstanbul fiyatı’’ yabancılarsa ‘’Avrupa fiyatı’’ olarak tanımlıyor. Zaten aşırı kalabalık olan sokaklara masaların konması ve alışverişe yönelik özgün ürünlerin azlığı anketin diğer sonuçları. Birçoğunun son sözü ise; ‘‘Alaçatı, Bodrum’a benzemesin.’’

Su’dan’ın sahibi Leyla Tabrizi’nin de endişeleri var; ‘‘Bugün Alaçatılı’nın malının mülkünün değerlenmiş olmasının yanında bu halka bir katkımız yok. Restoranımdaki ekip İstanbullu çünkü Alaçatılı’nın artık çalışmaya ihtiyacı yok. Oysa İstanbul’dan bu kadar göç alan bir kasabada eğitime ve kültüre de katkımız olmalıydı. Bugüne dek bilgisizlikten toprağı işleyememişler, oysa şimdi tarım üzerine eğitilebilmeleri için bir fırsat var.’’

Alaçatılı Murat Gençalp 35 yıl nakliyecilik yaptıktan sonra, ekonomik sıkıntıya düşünce Kemalpaşa Caddesi üzerinde Keyif Bar’ı açmış. Büyük birayı 3 YTL’ye sattığını gururla söylüyor. ‘’Alaçatılı genç jenerasyonun ekonomisi üretime değil ranta dayalı. Fare yuvalarını, eşek damlarını milyarlara satıp paraları yerken iyiydi, şimdi bıyık bıyığa kıraathanelerde, tembelhanelerde oturanlar bu değişime ayak uydurmakta zorlanıyorlar. Eskiden kapılarımızı açık bırakırdık, şimdi hırsızlık vakaları oluyor.’’

YOK SATAN LAVANTA

1980-2001 yılları arasında uyuklayan bir kasaba olan Alaçatı’nın ilk ve en güzel otellerinden biri olan Taş Otel’de, Alaçatı Koruma Derneği Başkanı İbrahim Topal ve otelin sahibi Zeynep Öziş ile sohbet ediyoruz. Farklı bir hayat arayışıyla, kentlerdeki kariyerlerini bırakarak buraya gelen çoğu kadın işletmecinin arasında, Alaçatı tutkusu her halinden belli Zeynep Öziş, derneğin en etkin üyelerinden. Bir dönem profesyonel turist rehberliği yapmış olan Zeynep Hanım, kendi mekanı gibi kasabaya yakışır restorasyonlar için her isteyene yol gösteriyor ve ince zevkiyle dekorasyonda önerilerde bulunuyor. Hatta, taş evlerini kısmen yıkıp, betonarme bir pansiyon yapmaya niyetlenen ve dernek tarafından bu kararından vazgeçirilen Şaşmaz ailesinin pansiyonundaki renkler ve hoşluklar da onun eseri. Ayrıca kışın kasabanın çocuklarını Efes gibi antik kentlere götürüyor, onlara dış dünyanın kapılarını açıyor.

Eski Alaçatı Belediye Başkan Yardımcısı Vekili ve bugün dernek başkanı olan İbrahim Topal, yeni bir Alaçatı yaratma gayreti içinde, sadece turizmin değil tarımın da önemine inanıyor. ‘’İklimi, temiz havası, rüzgarı… Alaçatı’da tarım yapmak için her imkan var. Ayrıca bu dokuya uygun ürünlerin üretilmesi ve satılması turizmi desteklemesinin yanısıra, iki aylık yaz sezonunun dışında kışın halkın geçim kaynağı olacaktır. Çeşme anasonu artık neredeyse hiç üretilmiyor. Koruma altındaki 100 ağacın dışında sakız ağacı kalmadı. Dernek olarak, emekli Selahattin Bey’i meydanda, lavanta, kekik, adaçayı ve karabaş otu satması için yönlendirdik. Şimdi lavanta yok satıyor. Örnek üretici seçilen Deveci armudunun mucidi Lütfü Deveci yeni armut ağaçları dikiyor.’’

Dernek, son birkaç yıldır Alaçatı’daki tarımla ilgili yavaş ve emin adımlar atıyor, tanıtım broşürleri hazırlıyor, okumak isteyen gençlere burs sağlıyor, Alaçatılı kadınların ürünlerinin pazarlanmasıyla ilgileniyor… Ancak yerel yönetimlerin desteği hálá eksik. Zeynep Hanım’a göre Alaçatı’nın bozulmamış olarak bugüne gelebilmesi bir şans. ‘’Aslında bu bilinçli bir koruma değildi, ekonomik sıkıntıyla birlikte yapılaşma olmadığından kasaba böyle kalabildi. Popülerleştikçe sandalyesini boyayan kaldırıma koydu. 250 yatak kapasitesinin yanında, sandalye sayısı 1500’e çıktı. Büyük masrafların ve heveslerin sonunda hayal kırıklığına uğrayanlar ise buraları parası olan ama Alaçatı’nın ruhunu hissedemeyenlere devrettiler. Oysa inşaatın kontrol altına alındığı, gelişigüzel satışın olmadığı, barların, diskoların bulunmadığı bir yerdi hayal ettiğimiz. Her isteyen bu tablonun içinde yer alamamalıydı.’’

Türkiye’nin en önemli sörf merkezi

Geç keşfedilmesine rağmen Alaçatı, yerli sörfçülerin yanısıra dünya sörfçülerinin de önemle üzerinde durduğu bir bölge. Sakin bir koyda yer almasına rağmen, aralıksız esen rüzgarı, dalgasız denizi ve 1.5 kilometrelik sığ sahiliyle, sörfü yeni öğrenenler kadar bildiklerini ilerletmek isteyenler için, Türkiye’nin en önemli sörf merkezlerinden. Çeşme’nin yazı sayfiyeciler ve tatilciler için temmuz ve ağustos aylarıdır. Sörf sezonu ise, nisanda başlar ve ekimin sonuna dek sürer. Alaçatı’nın güneyindeki rüzgarlı koyda birçok sörf okulu var. Bu merkezlerde, sörf dersleri almak, sörf ekipmanı kiralamak ya da kendi ekipmanını depolamak mümkün: Alaçatı Windsurf ve Yelken Kulübü 0232 716 61 61, ASPC 0232 716 66 11, Planet Windsurfing 0232 716 66 11, Surf & Action Center 0232 716 88 16, Club Mistral 0232 716 97 47, TTA Windsurf Okulu 0232 716 02 65, Fun System 0232 716 87 45, ORSA 0536 204 79 84.

İstanbul Büyük Çekmece’de açılan ve sörf derslerine başlayan Myga Surf Club’ın (Hacimemiş Mah. Çark yolu No:39, 0232 716 64 68, www.myga.com.tr), Alaçatı’daki kafe- bar’ı, sörfçülerin uğrak yeri. Bar, geceyarısına kadar açık ve haftasonları bahçede dans ediliyor. Eylülde açılacak olan Shaka (Alaçatı Surf Bar, 0232 716 66 11), ‘’Türkiye’nin ilk sörf barı’’ olacak.

Alaçatı’nın en yakın plajı, kasabaya dört kilometre uzaklıkta. Alaçatı koyunun suyu, Ilıca ve Boyalık denizinden daha soğuk. Burada, deniz kıyısında beş yıldızlı Majesty Süzer Otel ile Viya Beach Club-Restaurant (Çark Plajı, 0232 716 00 00) var. Viya, gündüz beach club, akşam restoran- bar. Araya sıkışmış kumsal ise Alaçatı Halk Plajı. Buradan itibaren koy boyunca sörf okulları sıralanıyor ve 5 yıldızlı bir otelin inşaatı sürüyor. Çeşme’ye devam eden yol üzerinde koyun en büyük beach club’ı Mavi Bayraklı Seaside (Piyade Kumluğu, Liman Mevkii, 0232 716 98 99) ve içinde İnside gece kulübü ile restoran Naci Usta bulunuyor. Seaside’dan Çeşme’ye devam eden yol üzerinde, ıssız ve güzel ancak ulaşılması zor koylar var.

ALIŞVERİŞ

Cumartesileri kurulan Alaçatı pazarında, sabah saatlerinden günbatımına kadar, taze sebze, meyve, giyim ve yerli dokumalar satılıyor. Pazaryeri Camii’nin önündeki meydanda ise, hem cumartesi hem de pazar günleri, sabahtan günbatımına kadar Alaçatı Antika Pazarı kuruluyor. Hacı Memiş Mahallesi’ndeki Alaçatı Arts & Crafts (Tuhafiye Sok. No:6, 0232 716 02 46), gerek görkemli mimarisi gerekse ender rastlanan ürünleriyle, Alaçatı’ya yakışan, kimlikli bir mekan. Bu eski Rum evinin bir odası, bugün seramik fırınının da bulunduğu bir atölye. Haftada iki kez seramik dersleri veriliyor. Eve avludan giriliyor. Keçe, ipek peştamal özel dokunmuş havlular, dış cepheye monte edilen Osmanlı kuş evleri, yemek takımları, tornada çekilmiş kaseler, hediyelik eşyalar var. Mutfak ve banyo fayansları için özel sipariş alınıyor.

Yüzde yüz ketenden her şey; masa örtüleri, nevresimler aksesuvarlar Ayşe’nin Dolabı’nda (Kemalpaşa Cad. No:117, 0232 754 59 77, www.lin.com.tr). Adı üstünde Zeytin vs. (Pazaryeri Camii altı. No:15/ B, 0232 716 03 20, www.zeytinvs.com), yani zeytin ve zeytinle ilgili her şey… Metin Tamcı’nın, atölyesinde doğal ve şifalı taşlarla yaptığı takılar 1001 Antik’te (Kemalpaşa Cad. No:111, 0232 716 97 93). Tatlı Bulgar göçmeni Şerike’den ya da akşamları Metin Bey’den, burcunuza uygun taşa ve taşların ne tür hastalıklara iyi geldiğine dair bilgi alabilirsiniz.

Kemalpaşa Caddesi üzerinde her akşam kurulan açık hava pazarı Çatladı Kapı Çarşısı’nda çok özgün ürünler olmasa da, bazı standlarda da hoş parçalar bulabilirsiniz.

Tütün tarlaları yavaş yavaş yerini yeniden bağlara bırakıyor. Gıda mühendisi Şenay ve Olcay Gemici çiftinin, sadece Alaçatı bağlarında üretilen üzümlerden yaptıkları şaraplardan, Alaçatı Şarapçılık’ta (Değirmenler karşısı, Uğur Mumcu Cad. No:38/A, 0232 716 67 85), tadabilir ya da satın alabilirsiniz. Geceyarısına kadar açık.

YENİ… YENİ… YENİ

Çocukluğundan beri bir kitapçı dükkanının hayalini kuran Cary, eşinin işi nedeniyle İngiltere’den gelip İzmir’e yerleşince, iki yaşındaki oğlunu yuvaya vermek yerine, Alsancak’ta çocuk kitapları satan bir yer açar ve zaman içinde burada çocuklara yönelik aktiviteler düzenler. İzmirli ailelerin artık yakından tanıdığı Cary ve Doug Cohrane’in, özellikle Çeşme’ye yazlıklarına gelen müşterilerinin isteği üzerine Alaçatı’da açtığı Club Elma Çocuk Aktivite Merkezi (Kemalpaşa Cad. No:88, 0232 716 04 46, www.elmabookhouse.com), 26 Haziran’dan 4 Eylül’e, hem çocukların hem de yetişkinlerin keyif alacağı çeşitli programlar sunuyor. Sempatik Cohrane çifti ile canayakın Türk ekibinin, her yaş grubu için seramik boyama ve çamur çalışmaları, 4- 6 yaş grubu için İngilizce dersleri, 2- 6 yaş grubu için resim ve boyama çalışmaları var. Ayrıca iki lisanlı, kasetli kitaplar, eğitici oyunlar, Türkçe ve İngilizce çocuk kitapları, yetişkinler için Avrupa’da ‘’Top 20’’ye seçilmiş tüm kitaplar burada satılıyor.

MOLA

Yaz sezonu başladığında ilk yapılacaklar listesinin başında, Çeşme’yle özdeşleşen Alaçatılı Şen Turşucu Özdemir’e uğramak vardır. Yazlık evlerin çürümüş ahşap kapıları ve pencereleri açılmadan, bozuk su pompaları için tamirci çağrılmadan önce o aranır. 35 yıldır peşinden koşan müşteriler, bir ritüelmişçesine, tertemiz mermer tezgahının üzerinde turşuları hazırlayışını kendilerinden geçerek seyrederler. Temizliği ve sirke yerine limon kullanmasıyla ün salmış Şen Turşucu, saat 13.00’ten itibaren Alaçatı’nın girişinde, ışıkların köşesinde. 0532 490 19 73

YAZARIN SEÇİMİ

Alaçatı’nın kendi halinde bir kasaba olduğu zamanki görüntülerini Pazaryeri Camii’nin civarında ve Hacı Memiş Mahallesi’nde bulacaksınız. Zemininde iri, siyah beyaz çakıltaşlarıyla yapılmış geometrik süslemelerin bulunduğu Pazaryeri Kahvesi’nde Alaçatılılar’la sohbet etmek, hava karardıktan sonra Can Pastanesi’nin limonlu dondurmasını yiyerek, Hacı Memiş Mahallesi’nin ıssız, taş sokaklarında dolaşmak, umarım bundan iki yıl sonra nostaljiyle anılacak bir Alaçatı deneyimi olmaz.


Taş evler turizmin hizmetinde

NEREDE KALINIR?

Tutku, zeka ve ince bir zevkle, Taş Otel (0232 716 77 72, www.tasotel.com) olarak yeniden hayat bulan, 150 yıllık bu güzelim Rum evi, bugün her metrekaresiyle Alaçatı’ya yakışır bir mekan. Sahibesi, Alaçatı’ya kalbini vermiş, adımlarını buranın turizmine ve halkına faydalı olmayı düşünerek atan Zeynep Öziş. Sadeliği, beyaz ve mavinin muhteşem uyumu, yüksek tavanlı odaları, hayat fışkıran bahçesi, havuz başındaki rahat şezlongları, asmaların altındaki terası ve enfes köy kahvaltısıyla, Taş Otel, dört dörtlük bir Alaçatı deneyimi demek.

Alaçatı’nın samimi işletmecileri Zeynep ve Arif Şedele çiftinin, cumbalı taş oteli Sakızlı Han (0232 716 61 08, www.sakizlihan.com), sade ve konforlu odaları, sakız ağacının gölgelediği küçük bahçesiyle hoş bir seçenek. Havuzlu, bakımlı bahçesi, beyaz tül perdelerin ve oturma gruplarının bulunduğu huzurlu verandaları, geniş, şık ve modern odalarıyla, eski bir Rum evinden dönüştürülen O Ev (0232 716 61 50, www.o-ev.com), Alaçatı’nın en şık otellerinden.

PANSİYON DA VAR

Üç katlı bir Alaçatı evi olan ve özellikle yüksek tavanlı, ahşap, geniş odaları ve cibinlikli yataklarıyla dikkat çeken Beyaz Han (0232 716 84 53, www.beyazhan.com), kasabanın yeni konaklama seçeneklerinden. 150 yıllık taş bir evden dönüştürülen, beş odalı Sailors Otel (0232 716 87 65, www.sailorsotel.com), yüksek tavanlı, ahşap döşemeli odalarıyla, sade ve şık. Alt katında Orta Kahve var. Alaçatı’da şık, küçük otellerin yanısıra mütevazı pansiyonlara pek rastlanmamasına karşın, bu tarz konaklama hiç yok da değil. Ancak fiyatlarda çok büyük fark olmamasını şaşırtıcı bulabilirsiniz. Sekiz yıl önce Almanya’dan gelerek Alaçatı’ya yerleşen ve misafirlerini seçerek aldığından, kapısında davetkar hiçbir levha bulundurmayan Antje’nin pansiyonu Lemon (0232 716 65 49), dört odalı bir taş ev. İzmirli Tuğba Hanım’ın, bembeyaz taş odaların bulunduğu Fesleğen Otel’in (0232 716 82 80) altındaki kafesinde, köy kahvaltısı, havuçlu kek, cheesecake ve çok iddailı olduğu limonatadan tadabilirsiniz.

Henüz bakirliğini koruyan Hacı Memiş Mahallesi’nde açılan ilk konukevi olan Adaçatı Konukevi (0232 716 77 63), 100 yıllık, küçük bahçeli, dört odalı bir taş ev. Yıl boyunca açık olan Otel Alaçatı (0232 716 99 56), bahçeli ve havuzlu. Alaçatı’da bugüne dek çoğunlukla dışarıdan gelenler taş evleri restore edip otele dönüştürürken, kasabada ev pansiyonculuğu yok gibiydi. Oysa şimdi Alaçatılılar, taş evlerini satmak ya da yıkmak yerine turizme açıyorlar. Alaçatı’nın canayakın yerlisiyle yakınlaşmak isteyenler için, iki son derece keyifli konaklamadan biri, Ümit Ev Otel (0232 716 81 33, www.umitevotel.com). Tatlı Şaşmaz ailesinin kiraladığı 500 metrekarelik bahçesi olan, üç odalı ve altı yataklı taş evin anahtarı size teslim ediliyor. Eski turizmci Ümit Şaşmaz ile eşi Sevda Hanım, misafirlerine çiçeklerin, incir ağaçlarının ve begonvillerin arasında köy kahvaltısı ikram ediyorlar.

Son derece kibar bir beyefendi olan Murat Kirman’ın, çarşı merkezindeki, 80 yıllık baba evi, Kirman Baba Evi (0232 716 61 43) ise bu yıl ilk kez misafir ağırlıyor. 110 metrekarelik bahçesi olan, üç odalı, uydu televizyonlu ve kasalı taş ev, yaklaşık yedi kişilik gruplar için ideal. Köy kahvaltısı verilen ve oda servisi bulunan evin alt katındaki Galeri Alaçatı V (Kemalpaşa Cad. No:71, haftaiçi 17.00- 01.00 ve haftasonu 10.00- 12.00 ile 17.00- 01.00 saatleri arasında açık) geziliyor.

Alaçatı’nın dışındaki en iyi seçeneklerden biri Zeytin Hotel (0232 716 80 81, www.zeytincafe.com). Alaçatı girişinde, kasabaya iki km mesafede, havuzlu ve yeşillikler içindeki bir sitede bulunan otelin konforlu apartlarının yanısıra bir de kafesi var. Burada köy kahvaltısı, öğle yemeği ve meşhur sakız muhallebili kurabiyeler bulacaksınız. Çark Plajı yolunda, sörfçülerin tercihi, köklü Herman Otel (0232 716 62 95), Çark Plajı üzerinde de, termali, plajı, diskosu ve yüzme havuzları bulunan beş yıldızlı Majesty Süzer Hotel (0232 716 97 77, www.suzerparadise.com) var.

Yumurtalar kümesten sebzeler bahçeden

NEREDE YENİR?

Sadece çarpıcı, özgün mimarisiyle değil, ödün vermediği tarzı ve kalitesiyle de, Alaçatı’nın ruhunu her zaman korumuş ve kasabanın son yıllarda geçirdiği tüm değişime rağmen korumakta kararlı Cafe Agrilia (Kemalpaşa Cad. No:75, 0232 716 85 94), yaklaşık bir asır önce bir tütün deposuydu. Altı yıldır yaz kış açık olan kafede her hafta ya da 15 günde bir, cumartesileri, tango geceleri düzenleniyor, cuma ve pazarları ise salsa ve tango atölye çalışmaları yapılıyor. Gün boyu klasik müzik ve caz çalınan kafenin mönüsünde kahvaltısı dahil oldukça özel seçenekler var; roka üzerinde servis edilen kuzu bonfile, sebzeli köfte, gelincik şerbetiyle ve karadutla yapılan kokteyller…

Henüz Alaçatı’nın restoran ve kafe istilasına uğramamış, kurtarılmış bölgesi Hacı Memiş Mahallesi’ndeki Su’dan (Mithatpaşa Cad. No: 22, 0232 716 77 97), bir zamanlar kasabanın kıraathanelerinden biriymiş. Sıradışı mönüsündeki tatlar, usta ellerden çıkma; fırınlanmış kabuklu midye, mozarellalı kabak çiçeği, limon suyuyla marine dilmiş çiğ sardalya, fırında beyaz peynir, roka ve pesto soslu levrek ekmek…

Egeliler’in aşina olduğu iri bir zeytin türünden adını alan, balık lokantası Kalamata (Kemalpaşa Cad. Seydi Reis Sok. No: 4, 0232 716 63 57), kalabalıktan uzak bahçesi ve canayakın sahipleri Nuray ve Süreyya ile hoş bir mekan. Özellikle kalamata salatası, midye ızgara, ahtapot ızgara, deniz ürünleri börek denemeye değer.

İzmirliler’in gözdesi EGS Park’taki İtalyan restoranı Mario Plaza’nın işletmecisi Nazan Demirağ’ın açtığı ve haftanın dört günü canlı müzik çalınan A La Çatı’nın (Kemalpaşa Cad. No: 52, 0232 716 70 73), Ege, Akdeniz ve İtalyan mutfağını içeren şık mönüsü dikkat çekici. Alaçatı’nın en merkezi yerindeki Orta Kahve (Kemalpaşa Cad. No: 66, 0232 716 87 65), 15 Eylül Kıraathanesi, Gizem Cafe (Merkez Kahvesi) ve Köşe Kahve ile birlikte popüler bir buluşma yeri. Özel köy kahvaltısı, salataları, ev yapımı limonatası, mantısı ve ünü Avrupa’ya kadar yayılan lorlu kurabiyeleriyle, kışın da kasabayı bekliyor.

TÜRKİYE’NİN TEK

SAKIZ BAHÇESİ

Asırlık bir gazoz fabrikasından dönüştürülen ve bugün hem kafe hem de sanat galerisi olan, Cafe Çatı Art Gallery (Mektep Sok. No:11, 0232 716 66 30, www.catigallerycafe.com), sakin ve keyifli. Dönem dönem farklı resim ve fotoğraf sergilerini gezebileceğiniz, yeldeğirmenleri manzaralı, bahçe içindeki Sardunaki (Kemalpaşa Cad. Biberlikuyu Sok. No: 3/A, 0232 716 02 16, www.sardunaki.com), müzikleri ve mezeleriyle, sevimli bir Akdeniz lokantası. Kemalpaşa Caddesi boyunca uzanan şık mekanlara taş çıkartabilecek, fiyatları ve servisiyle dikkat çeken, sahipleri Alaçatı’nın yerlisi, gösterişsiz iki restorandan biri, bir zamanlar kasabanın ilk ve tek lokantası olarak esnafı ve burayı keşfeden tek tük turisti ağırlamış, babadan oğula 40 yıldır hizmet veren Rasim Restaurant (Kemalpaşa Cad. No: 44, 0232 716 84 20). Çorbalar, kiremitte çipura, levrek, tavuk, mantar, zeytinyağlılar, kuru fasulye, tas kebabı ve sakızlı muhallebi… İçeceklerin servis edildiği buzlu bardak, müşterilere gösterilen özenin işaretlerinden sadece biri. Karabaş ailesinin işlettiği, akşamları kalabalık olan bahçe içindeki Sofram’da (Kemalpaşa Cad. No: 97, 0232 716 89 02), köy kahvaltısı, hemen hepsi zeytinyağında pişirilen ev yemekleri, pideler, kiremitte köfte ve balık var.

Alaçatı sapağından üç km sonra, solda Liman Lokantası yazan levhadan denize doğru inince, bahçede mangalda pişen balıkları ve salataları leziz, çakıl taşlarının üzerine yayılmış masaları özellikle haftasonları tamamıyla dolan, salaş Fahri’nin Yeri’ni (Liman Mevkii, Balıkçı Barınağı, 0232 716 76 91) bir zamanlar kimseler bilmezdi. Alaçatı’nın girişinde, harika bir köy evi bahçesinin içindeki Alaçat Cafe’nin (Çamlık Yol No: 22, 0232 716 79 44), kahvaltısı meşhur; yumurtalar kümesten, domates biber bahçeden, reçeller ev yapımı… Ayrıca kabak çiçeği dolması dahil zeytinyağı çeşitleri ve akşamları da barbekü var.

Türkiye’nin tek sakız bahçesinde köy kahvaltısı, Alaçatı’nın biraz dışındaki Sakızlar Restaurant’da (Tokoğlu Mah. İnönü Cad. No:1, 0232 716 99 89). Araştırma konusu olmuş bahçede, Alaçatı Belediyesi’nin koruma altına aldığı 117 sakız ağacı var. Zamanında Rumlar’ın gözü gibi baktıkları ağaçlardan bugün geriye, etrafta tek tük rastlayacaklarınız dışında, sadece bunlar kalmış. Caminin karşısında, haftasonları Alaçatı antika pazarının kurulduğu avludaki 34 yıllık Can Pastanesi’nin sayısız müdavimi, yıllardır hiç değişmeyen leziz dondurmasının tiryakisi. Günlük meyve ve sütten yapılan limonlu ve karadutlu dondurma kaçırılmaz.

Çeşme’nin meşhur Beyaz Fırın’ı (Tokoğlu Mah. Cumhuriyet Cad. No:3, 0232 716 93 72), ağız sulandıran vitrinindeki çıtır gevrekleri, börekleri, tahinli ve marmelatlı kurabiyeleriyle, günün her saati Alaçatı’nın uğranmadan geçilmeyecek mekanlarından. Değirmen Sokak’taki, yarım asırı devirmiş Keskin Fırın (0232 716 86 77), lezzetli ekmekleri ve peksimetleriyle, Alaçatı’nın değişime direnen bir başka mekanı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*