TEŞEKKÜRLER BEKİR COŞKUN

SEVGİ tarifi ve düşünürdügün icin…

YAĞMUR DAMLASI…

Burnum cama dayalı…

Camda yağmur damlası…

Belki trilyonlarca yağmur tanesinden bir tanesi…

Camda biraz kayıp, sonra bekliyor… Annesini kaybetmiş ve korkmuş çocuklar gibi, durup durup aşağı doğru koşuyor…

Ya da; hâlâ sesi duyulan o gök gürültüsünden ürkmüş küçük bir tavşan yavrusu gibi, zıplayıp zıplayıp siniyor…

*

Burnum cama dayalı…

Aslında dümdüz olma ve yayılma eğiliminde olan su, bir damla olduğunda niçin yumulup yuvarlaklaşıyor, bir minik kristal topa dönüşüyor?..

Her kayışında, arkasını çeke çeke…

Asla yarısını arkada bırakmadan…

Dağılıp yok olmadan…

*

Yoksa biz onun için mi azaldıkça birbirimize sarılırız?..

Şu parktaki sevgililer… Azalmamak ve yok olmamak için mi camdaki damla gibi sarmaş, dolaş yuvarlaklaşıyorlar…

Belki de onun için; babamın elini daha sıkı tutardım…

Annelerin bütün aileyi toplaya toplaya, hayat denilen kaygan zeminde, hep bir arada olmak isteyişlerinin sebebi bu mudur?..

Yok olmamak için mi?…

Bir damla gibi…

*

İnsanların bugünlerde şu minik yağmur damlalarına kızdıklarını okuyorum gazetelerde…

Küçük su damlacıklarını suçlu buluyor insanoğlu, damlaların oluşturduğu deniz denilen suya dalamadığı için…

Oysa bir damlada bir deniz gizli…

Yaşamın okyanuslarda başladığını söylüyorlarsa, okyanus da bu damladadır…

Eteğini toplaya toplaya, arkasını çeke çeke, dağılmak yerine kristal bir yumağa dönüşerek, ne çok şey anlatıyor, ne çok şey şu damla…

Ve parçalarını toparlayamadığında… Var olmaktan vazgeçip de dağıldığında kaygan satıhta…

Yok olur…

Bir damlada boğulur insan…

*

Kazanmanın, başarmanın ve yok olmadan var olmanın sırrını düşünüyorum -umuttur işte- bir yağmur damlasında…

Burnum cama dayalı…

Camda yağmur damlas