Felsefe · FELSEFE Serisi

FELSEFE SS 44

Bilim tarihine SS seyreltik bakış 44

< ?xml:namespace prefix ="" o />

Mütecessis olacaksın ki kuşkulanasın. Kuşkulanacaksın ki sorgulayasın. Sorgulayacaksın ki yeni bilgi üretesin… İşte bilim ancak bu temel üzerinde ilerleyebilir. İşte din ancak bu temel üzerinde gerileyebilir… SS YİNE FELSEFE minvalinde, sıkılmazsanız biraz daha devam edeli mi???

Ben Aristotelesçiyim.
Kimileri ise Platon aşkı ile yanar tutuşurlar.

Platon belayı temsil eder. Bela Devlettir.
”En iyi devlet, en iyi devlet başkanı,” der Platon. Yani Eflatun.

Rengi batasıca.

Zira Platon Platon olarak kalmaz. Yeni-Platonculuğa değişir. Arap düşün tarihine sızar. İslamın sözde en büyük düşüncede en zararlı filozofu Farabi’yi ele geçirir. Devlette ”iyi” düşüncesi İslamın oyuncağı olur. En iyi kimdir? Bu sorunun İslamda tek cevabı vardır.

Peygamber.

O zaman devletin başı peygamber olacaktır. Platon’un en iyi devlet başkanı ”Filozof-kral” iken Farabi’ninki “Peygamber” olur.

İyi de, Filozof-kral geniş zaman başkanıdır. Hep var olmuş, Ortaçağda ise Kilisenin eline geçmiş kimi zaman Papa, kimi zaman Kardinal hazretleri olmuştur da, peygamber hep yoktur ki.

İşte orada Farabi çözümü “İmam” ile getirir. İbn-i Sina bunu daha da açar. Bugünkü Ayetullahların, Hocaefendilerin temelinde bu felsefe yatar.

İslam Platon’u sevmiştir. Tanrı “Ne Aldanır Ne Aldatır,” dolayısı ile Tanrının dünyadaki uzantısı peygamber de, onun devamı olan imam da Nec fallit nec fallitur – ne aldanır ne aldatır)

”Büyüklerimiz bilir.”

Türk halkı Platon’u böyle özümsemiştir. Platonculukta sizin düşünmenize gerek kalmamıştır. İmam düşünecektir çünkü o ”Filozof-kral”dır.

İslam Platon’u alırken Aristoteles Avrupa’ya Hıristiyan dünyasına kalmıştır.

Platoncu ”Noverim me, noverim te…” der.
Kendimi bilince seni bilirim, seni bilince kendimi bilirim.
İnsan ruhunu araştırır. Nüfuz eder. Yerine kendini koyar. Senin yerine karar verir.
Platoncu matematikle ilgilenir. Duyulur ve tutulur şeylerdeki hakikati hiç sevmez.
Duyulur ve görülür ve hatta elle tutulur dünyada duyulmaz görülmez ve elle tutulmaz ruhun, erişilmez tanrının peşinde koşar.
Platoncu için tanrının varlığını kanıtlamanın en güzel yolu kalbinizdeki “Ya varsa” kuşkusudur.

Ya Aristotelesçilik ne o zaman….

O felsefe olmaktan çok bilimdir. Dince mahzurlu bilim üstelik. İlk önce Kilise Aristoteles Fiziğinin okutulmasını incelenmesini yasaklar. Öğretilerinin dine zararlı etkileri saptanmıştır.

Aristoteles’e gelmiştik. Ama canım az daha Platon’u yerden yere vurmak istiyor. Platon ile Aristoteles’i bence en iyi ayıran yaklaşım öğretim ve akıl olgularında yatar.

Akıl Platon’da herşey gibi ruhanidir. Kelime aslında tam bu değil. Ruhani yerine, felsefe ile ilgilenenler tinsel deyimini tercih ediyor. Aristo ise aklı bir varlık gibi ele alır ve ikiye ayırır. “İşleyen akıl ve işlenen akıl.” İlki öğreticiye, ikincisi ise öğrenene aittir bu akılların. İşleyen akıldan işlenen akıla doğru bir akım oluşur öğretme eylemi boyunca. İş burada da kalmaz. İşleyen akıl ayrıca yoktan bilgi üretir. Platon’da ise zurnanın zort dediği yer burasıdır.

Mütecessis olacaksın ki kuşkulanasın

Bilgi üremez Platon’da. Öğretilenin dışında hiçbir şey bilinemez Platonca. E bunu da tabii tam tersi olan “Bilinenin dışında hiçbir şey öğretilemez” doğrusu takip eder.

İslamın en sevdiği kaide de burada yatar. Bu kaide yeni bilgi üretmeyi yasaklar. Yeni bilgi üretmenin tek yolu ise meraktır.

Tecessüs yani.
Mütecessis olacaksın ki kuşkulanasın.
Kuşkulanacaksın ki sorgulayasın.
Sorgulayacaksın ki yeni bilgi üretesin.

İşte bilim ancak bu temel üzerinde ilerleyebilir.
İşte din ancak bu temel üzerinde gerileyebilir.

Birilerinin nasırına basacağım gene.
Ne yapayım.
Basacağım işte.

Din kaide koyar.
Saçınızı örtün. Ama sadece kadınlar örtsün.
Boşlukta birileri tutunacak yer ararken dini bulur.
Kaide bellidir.
Örtün……
Örtünürler.
Ama herkes kafasına göre örtünür.
Kimi türban
Kimi başörtüsü
Kimi çarşaf.
Din tecessüsü sevmez
Bırakın sevmeyi yasaklar
Çünkü Platon öyle emretmiştir.
Düşünen düşünecek. Filozof – Kral düşünecek. Peygamber düşünecek.
Gerisi itaat edecek.
Tecessüs olursa, merak olursa;
Ya niye erkekler örtmüyor diye sorulursa.
Erkeklerin gözü şehvetle bakar da kadınlarınki bakamaz mı, diye sorsa.
Bez icat edilmeden önce ne örtülürmüş, diye düşünse.
Madem sakıncalı, Allah niye kadını örtüsüz yaratmış…
Hatta niye yaratmış diye düşünse….
İşte o önce meraka sonra günaha girer.

Platon Allah’ın belasıdır.
Gerisi sadece takip etmiştir.
Farabi Allah’ın belasının İslami kopyasıdır.
Pis bir taklitçi…

Nerde kalmıştık?


Bilgide sanırım. Aristoteles’te bilgi aklın yani işleyen aklın kendi kendine verdiği ders ile ürer;

FELSEFE SS 44” için bir yorum

  1. Arkadaşım güzel yazmışsın ama sonunu çok cahilce bağlamışsın, kusura bakma
    Ayrıca düşünce tarihini Platon ve Aristoteles’e bağlamak sence de sığ bir bakış açısı değil mi ???

    Mütecessis olacaksın ki kuşkulanasın.
    Kuşkulanacaksın ki sorgulayasın.
    Sorgulayacaksın ki yeni bilgi üretesin.

    Bu satırlarla tarif ettiğin şey gerçek islamdır, sana öğretilen din ise din değildir…

    Allah’ın nezdinde insanların en kötüsü akıllarını işletmeyenler, sorgulamayanlardır…

    Bu açık bir ayettir…

    Teşekkürler,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*